2 Mart 2014 Pazar

Nerelerdeyim

Selamlar,

Hızla artan sorulara ,merak edenlere küçük bir bilgi olması için yazılan bir yazı bu.. nerelerdeyim ? nasılım ? sağ mıyım ?
Kolombiya Medellin’deyim.Ve keyfim çooook yerinde J

20 Eylül’de başlayan  Güney Amerika maceram 5.5 ayını doldurmak üzere.Bolivya’ya kadar olan kısmını gün gün yazmıştım zaten.Sonrasında internet sıkıntısı ile ertelenen yazılarım, zaman geçtikçe internette zaman ayırmak istememeyle birlikte dönünce yazmaya ertelendi.
En son yazım olan Uyuni’den sonra izlediğim rota şöyle;

Bolivya;
Uyuni
La Paz
Copacabana

Peru;
Cusco
Pisac
Calca
Puerto Maldanado
Lima
Trijillo
Huanchaco
Cajamarca
Chachapoyas
Chiclayo
Mancora

Ekvador;
Guayaquil
Montanita
Puerto Lopez
Quilotoa
Quito
Otovalo

Kolombiya;
İpiales
Cali
San Cipriano
Armenia
Salento
Bogota
Zipaquira
Villa de Leyva
Medellin
(Şuana kadar gitmiş olduğum şehirlere yazılarımı yazmadan önce gelecek ve sorusu olan birileri olursa elimden geleni yaparım.Ben dil sıkıntısından dolayı özellikle Peru ve Ekvador’da şu iki blogtan çok yararandım- kendilerine çok teşekkür ederim.
 http://www.bekransarsilmaz.com/  )

Dönüş tarihim 20 nisandı ama biletimi 1.5 ay uzattım 5 hazirana erteledim.
Bundan sonraki kabaca planım;
5-19 mart Küba
Sonrasında kuzey Kolombiya’da karayip kıyılarında bir süre dinlenip, tekrar güneye, Kolombiya’nın amazonu Leticia’ya inip ordan amazon nehrinden  bazı şehirlerede uğrayarak Brezilya’nın kuzeyi Belem’e geçmek ve sonrasında hızlıca Brezilya Uruguay Arjantin Buenos Aires’ten yurduma geri dönmek.

Bu süreçte neler yaptım;
Şili sınırından çıktığım günden itibaren bir gün olsun yalnız kalmadım.Benimle aynı yerlere gidecek birçok insanla tanışıp birlikte yol aldık.Yalnız sıkılmıyormusun diye soranlar oluyor..Yalnız kalmayı özlediğim zamanlar oluyor J Bazen öyle hosteller oluyor ki sanki kocaman bir ailesiniz.20 kişi birlikte hareket ettiğimiz zamanlar oldu.Bolivya Peru ve Ekvador’da hep hostelde kaldım,hem daha ucuz hem CS bu ülkelerde çok fazla yok.Hergünüm birbirinden güzel geçiyor şu 5.5 ayda en ufak bir aksilik yaşamadım.Ne tehlike gördüm ne bir hızsızlık başıma geldi.Umarım bu şansımla geri dönerim J
Maddi kısmına gelince 5 ayda toplam 3895 dolar harcamışım + 325 dolar kübaya gidiş dönüş bilet, +180 dolar uçak tarihi değiştirme bedeli.5000 bin dolar ile çıktığım yolumda geriye 600 dolarım kaldı .Bir Arjantinli’den buralara özel bilekliklerden yapmayı öğrenip Peru ve Ekvador’da sattım, bir kerede mücver deneyimim var,saat tercihinin saçmalığından iş yapmadı,hostele kahvaltı oldu J
Şu ana kadar bu kıtada en sevdiğim ülkeler Peru ve Kolombiya oldu.Detayları dönünce detaylı detaylı anlatacağım J Bu kıtada en ucuz gezmenin yolu Arjantinlilerin peşine takılmak benden söylemesi J
Kolombiya’ya geçer geçmez CS ye başladım yine.Artık öyle alıştım ki sıfır plan ile geziyorum bazen zor durumda kalıyorum tabi bundan dolayı.Ve yine çok alışmış olacağım ki özellikle bir yere gitmediğim sürece resim çekmeyi unutuyorum sonradan aklıma gelincede üzülüyorum.
Şimdi geri kaldı 3 ayım L evet ordan bakınca uzun görünüyor ama gideceğim yollara bakınca koşarak geziyorum aslında.Bu kıta için en az 1.5 yıl lazım bence J Bu arada 13 kilo verdim J
Şu ana kadar merak eden,destekleyen,mutluluğuma eşlik eden, yanımda olan herkese çok teşekkürler.5.5 ayda her şeyin mükemmel gittiği bir gezi 8.5 ayda mükemmel tamamlanır umarım.
Dönünce görüşmek üzere,

Sevgiler 


 Ay Vadisi-La Paz


Ay Vadisi - La Paz


Ölüm Yolu- La Paz


 Güneş Adası-Copacabana


 Machu Picchu keyfini çıkartan lamalar


 Machu Picchu


 Machu Picchu


 Amazon-Puerto Maldanado


Cusco


 Huanchaco


 Guayaquil


 Quitoloa


 Ekvator Çizgisi


 Nazar boncuklarıda eksik kalmadı sergide :)


Villa de Leyva


Copacabana 


Amazon-Puerto Maldanado


 Huanchaco


Pisac motor taksiler


 Cocora Vadisi- Dünyanın en yüksek palmiyeleri


 San Cipriano


 San Cipriano


 Cocora vadisi yolunda :)


 Cajamarca Pazarı


 Copacabana yolunda  


 Közleme muzlar


 :))


 Mancora


 Mücvere mücveş dedim ş daha çok ilgi çekiyor:)


 Trijillo


Amazon


 Arvi Parkı-Medellin


Otovalo Pazarı


10 Ocak 2014 Cuma

Salar de Uyuni

19 Kasım

Sabah kalkınca (hoş acılardan çokta iyi uyuduğumu söyleyemem) kendimi çiçek gibi hissediyorum.Her yerim mor kırmızı pembe ve tonlarıJ Bu kez dolmuş ilk beni alıyor 08:05 de kapıdaydı JSonrasında Ece’leri de alıp kahvaltı yapabileceğimiz bir yere bırakıyor.Yarım saat sonra tekrar dolmuşlara binip ilk önce Şili’den çıkışlarımızı yaptırıp Bolivya’ya doğru yola koyuluyoruz.Bu arada bu turları araştırdım çok fark varsa Bolivya’ya gidip ordan satın alacaktım ama nerdeyse hiç fiyat farkı yok. Bolivya sınırına girip girişlerimizi yaptırdıktan sonra ayrı jeeplere bineceğimizi ama her yere birlikte gideceğimizi  söylediler ve ben diğer araca geçtim.Grubumuzda 2 alman,2 fransız 1 de italyan var.Alman ve fransız 15 günlüğüne gelmişler italyanda 3 senedir Orta Amerika’dan aşağı doğru iniyormuş.1 saat kadar yol aldıktan sonra 15.000 park bileti satın alıp yola devam ettik.

Muhteşem manzaralar.Şöförümüz birçok güzel yerde durup ordaki gölün ve dağın özelliğini anlatıyor.Göllerin herbirirnin farklı özellikleri var.3 göl ve birkaç dağın eteklerinde durduktan sonra gayzerlere geliyoruz.Gayzeri burada gördüm JDaha sonra termal bir göle gidiyoruz.İsteyenler bu sıcacık suya girdi.Üzerinden zaman geçtiği için her birinin adını hatırlayamıyorum  maalesef.Bu arada genelde 4500-5000 metre civarında olduğumuz için sürekli baş ağrısı mide bulantısı vs oluyor grupta bende sadece halsizlik vardı.Zaten şöförümüzün sürekli istermisiniz diye verdiği koka yaprakları çok işe yarıyor,hoş ben tadını beğenmedimJ.Güzel manzaralarda duraklayarak yola devam ediyoruz. Öğleden sonra 2 gibi o gün konaklayacağımız yere geldik,bütün grup aynı odada konaklayacakmışız.Eşyalarımızı odaya bırakıp dinlenirken yemeklerimiz hazırlandı ve  yemeğimizi yedikten sonra  Colarada gölüne doğru yola çıktık.Burası gerçekten muhteşemdi,suyun faklı renklerde olması içinde yüzlerce flamengonun yaşaması kıyısında lamalar.Bu günün son durağı burasıydı.Burda sonunda Ece’lerle karşılaştıkJ
Sonrasında tekrar konaklayacağımız yere gidiyoruz akşam yemek sohbet vs zaman geçiyor.Ama başım feci ağrıdı bu yükseklikten gece.


20 Kasım

Turumuzun ikinci günü yine muhteşem doğa harikaları ve yanardağlar ile geçti.Öğlen yine güzel bir göl kenarında yemeğimizi yiyip yola devam ettik.Bu arada dünde bugunde yemekler harikaydı.Akşam konaklamak üzere tuzdan otelimize geldik.Yataklar masalar duvarlar tuzdan çok hoştu J Gerçi biz heryerini tuz bekliyorduk ama yazın kötü oluyor tuz dedilerJ Akşam yemeğinde flamingo yiyeceğimiz söylendi heyecanla bekliyoruz, herkesten bir espiriJ Sonunda yemeğimiz geldi ve tavuk olduğunu anladık ama yinede içimizde bir acaba :D Bu arada Ece’ler ile yine sadece akşam karşılaştıkiJyani gerçekten birlikte seyahat ediyor olsaydık resmen kandırılmıştık bize hep birlikte olacak araçlarınız vs denmişti ilk günün sabahında.Ama okadar güzel manzaralar varki son iki günüm gerçekten mükemmel geçti.



21 Kasım

Bugün turumuzun 3.günü.Sabah 04:30 da kalkıp  5 de yola çıkıyoruz.Güneşin doğuşunu Salar de Uyuni’de izlemek için.
Salar de Uyuni 10.582 km2 lik alanıyla dünyanın en büyük tuz gölü.Yüksekliğiyse 3.653 JGölün tuz kapasitesi yaklaşık 10 milyar tonmuş ve bunun yaklaşık 25 tonu her yıl çıkartılıp kullanılıyormuş.Burada tuzun yanı sıra  sodyum,potasyum,megnezyum ve en önemliside lityumda çok fazla bulunuyormuş.Buradaki lityum dünya rezervlerinin yarısını oluşturuyormuş.
Tuz gölü yağmur zamanında dünyanın en büyük aynası olarak kabul ediliyormuş.Ve muhteşem resimler ortaya çıkıyormuş.Yani en iyi ziyaret zamanı mart nisan mayıs ayları.Haziran aralık arası kura oluyormuş ki ben en kurak zamanında gittim ama rotama bu şekilde denk geldi maalesef.
Kurak hali bu kadar mükemmel ise yağmur zamanında düşünemiyorum.Bu manzara karşısında gerçekten söyleyecek bir şey bulamıyorum.Mükemmel ! Ama maalesef güneş doğduktan sonra varıyoruz Uyuniye.
 İlk olarak bir yerde durup sabahın serinliğinde, tuz gölünün güzelliğini izleyip içimizi ısıttıktan sonra yola devam ediyoruz. Gıcır gıcır ses çıkartan tuzun üstünde yürümekte değişik J
Bu kez durağımız tuz gölünün ortasında  dev kaktüslerle dolu bir ada.İsmi  İncahuasi olan bu ada inca evi anlamına geliyormuş.Kaktüslerin boyu 12 metre civarındaymış.Adayı gezip tekrar tuz gölüne indiğimizde saat 08 e anca gelmişti.Ve kahvaltılarımız hazır bizi bekliyordu.Kahvaltımızı yaptıktan sonra İtalyan arkadaşımız gitarıyla ve şarkılarıyla bizi şenlendirdikten sonra tekrar yola koyuluyoruz.Herşey mükemmel ! Uçsuz bucaksız tuzun üstüne yol aldıktan sonra güzel bir yerde durup doyasıya fotoğraf çekildikten sonra bu kez tuz gölünde tuz müzesine gidiyoruz.
Müzenin hemen yanında bayraklar asılı ne olduğunu şöföre sorduğumda gelen turistlerin isimlerini yazıp bayraklarını astığını söylüyor.Hemen bayrağımı çıkartıyorum maalesef kendisi biraz küçük, böyle bir yer olduğunu bilsem daha büyü boy alırdım L Neyse bayrağı boyumun yettiği en yüksek yere astıktan sonra orda bulunan 3 jipten alkış alıyorum aman nasıl mutluyum J
Tuz gölününde sonuna geliyoruz,yakın bir köyde öğlen yemeklerimizi de yedikten sonra Uyuni’ye doğru yol alıyoruz.Uyuni’de tren mezarlığına gidiyoruz.Burası eskiden tuz gölünden çıkarılan tuzları taşıyan,artık hurdaya dönüşmüş yaşları 100 civarı olan trenlerin bulunduğu yer.
Ve turumuz 16 gibi sona eriyor.Genelde 3 jip  birlikte gezdik benim dışımda herkes bu akşam La Paz’a gidiyor.Ben bir gün kalıp giderim demiştim ama tren mezarlığınıda gördükten sonra bu şehirde pekte bir şey kalmıyor.
Son 3 günümün her anı mükemmel geçti.Hem grubum çok eğlenceliydi hem şöförümüz çok iyi hemde manzaralar mükemmel.Kesinlikle Güney Amerika’da yapılması gereken bir rota bence tamamı sadece tuz gölü değil J
1 alman 1 brezilyalı  akşam 20 ye La Paz biletlerimizi alıyoruz 80 bolivyana. Aslında alman ve brezilyalı pahalı otobüste gideceklerdi ama ben ucuz isteyince onlarda benimle aynı otobüsü aldı.Otobüs saatine kadar şehirde dolandık.Bolivya’yı şimdiden çok sevdim.Gerçekten Latin Amerika da olduğumu hissettim burada.Yerel kıyafetler,farklı yüzler,bambaşka bir kültür.Resim çekilmekten hoşlanmıyorlar, hatta nefret ediyorlar.Paşa arkadaşımın dediğine göre resim çekildiklerinde ruhlarının da fotoğraf ile birlikte gittiğine inanıyorlarmış ve bunun için hoşlanmıyorlarmış.
Otobüse biner binmez yolculuğun çok eğlenceli geçeceğini anlamıştım :D Arabayı çalıştırır çalıştırmaz tüm ışıkları kapattılar ve yol öyleki yani bu zıplamayı nasıl tarif edebilirim bilmiyorum J Ve yol boyu çok nadir ışık gördük oda yol yapan iş makinalarının ışıkları.Ona inat yıldızlar otobüsün camından müthiş görünüyor.Ve bir süre sonra ay.Tabi zıplamaktan izleyebildiğimiz zamanlar J Güle eğlene sabahı ediyoruz.Bu arada yine Ece’lerden bahsedeyim aynı otobüste gidiyoruz onlarla ama sabah ayrı hostellere gidiyoruz J

Bu arada 1 dolar = 6.8 bolivyan

16 Aralık 2013 Pazartesi

San Pedro de Atacama

17 Kasım

Sabah 9 da yolculuğumuz bitiyor.Bagajları alırken birisi al sen şunu dedi sanki? Yanlışmı duydum Türk mü var diye biraz kulak kabartınca 2 Türk’ün daha olduğunu görüyorum.Onca yerde karşılaşsam şaşırmazdım da çölde karşılaşmayı beklemiyordumJ
Ece ve Batur 3.5 yıldır Avustralya’da yaşıyormuş Türkiye’ye dönerkende biraz Güney Amerika’yı gezelim demişler.Birlikte köy merkezine gidip kalacak yerlerimizi öğrenip 12 de buluşmak üzere ayrılıyoruz.Benim buradaki CS turist ofisinde çalışan Martin.Ofise gittiğimde 2 fransız kız daha onun evinde kalacakmış anahtarlarımızı verip evini tarif ediyor.Ve bu akşam şehir dışına çıkacağını eve gelmeyeceğini söylüyor.Eve gittiğimizdeyse tek yatak ve küçücük bir ev neyse akşama bir çaresine bakarız diyip ayrılıyoruz.Uyku tulumum canım benim J
Ece ve Batur ile buluşup güzel keyifli sohbetlerle köyü dolaşıyoruz.Onlar buradan Bolivya Peru Arjantin Brezil’ya yapacaklarmış ama zamanları daha kısıtlı.Yıl başında Rio’da olmak planları.Ben se hala kararsızım buradan Peru’ya mı Bolivya’ya mı gitsem?
San Pedro de Atacama, Atacama çölü içinde bir vaha köyü.Atacama çölü And dağlarının gölgesinde kalan  dünyanın en kurak çölüymüş.Yaklaşık 15 milyon yaşındaymış.Dünyadaki en eski mumya kültürü eskiden burada yaşayan kavimlerden biri olan Chinchorra’lara aitmiş.Eskiden Bolivya’nın olan Atacama 1879-1884 yıllarındaki Şili-Bolivya savaşı sonunda Şili sınırlarına girmiş böylece Bolivya’nın okyanusa olan kıyısı kalmamış.
Atacama’da yapılacak çok fazla aktivite var ama Şili pahalı olduğu için bir an önce buradan gitmek istiyorum.Atacama ayrı bir pahalı.Örneğin ekmek 2 bin peso yani 4 dolar.Domates ekmek bile masraflı J
Ertesi sabah gayzerleri görmek için tur satın alıyoruz 15 bine.Sabah 4 de herkesi adresinden alıyormuş dolmuşlar.Öğleden sonra da bisiklet kiralayıp ay vadisine gidelim diyip bisiklet kiralarını araştırıyoruz.En ucuzu yarım günlük 3.5 bin peso.Birde buradan Salar de Uyuni’ye 2 gece 3 gün gidiş yada 3 gece 4 gün gidiş dönüş turlar var.Biraz da bunların fiyatını araştırıyoruz.Ece’ler bu turla gidecekmiş ben hala kararsızım.2 gece 3 günlük turlar birçok farklı acentanın kaça satabilirsem mantığında.120 bine de var 75 bine de.Martin’e sorduğumuzda kesinlikle ucuz tur almayın Bolivya şöförlerinin alkol problemi var vs birçok öğütte bulunuyor.Gayzerler için tur satın aldığımız yer de Bolivya için bulduğumuz en ucuz acenta.Bakalım deneme turu olsun diyoruzJ hatta biz ordayken bir kız oldukça sinirli geliyor ve turunun kötü geçtiğine dair birçok şey söylüyor sakın buradan almayın vs diyor.
Sonrasında da Ece’lerin hostelinde yemek vs gün bitiyor.
Bu arada ayağım git gide kötüleşiyor bandaj yapıyorum ama bakalım.

18 Kasım

Gayzerleri iyi görebilmek için çok erken saatte gitmek lazımmış.Sabah 03:30 da kalkıyorum,4 de almaya gelecekler ya saat 05:30 hala gelen yok.Geçen birkaç dolmuşu durduruyorum başka acentaya ait. Geri girip yatıyorum.Kafamda da bir ton kurgu ile.Sabah 9 gibi tekrar kalkıp Ece’lerin hostele gidiyorum,hostelde yoklarJTurdan dönüş saati de 12.Acentaya gidiyorum durumu anlatıyorum bilgisi olmadığını 12:30 da gelmem gerektiğini söylüyor.
Köyde dolanıp vakit geçiriyorum,kliseye gidiyorum.Buradaki klise Şili’nin en eski kliselerinden miş ve içi hayatımda gördüğüm en ilginç kliseydi.Çatısı da kaktüs gövdelerinden inşa edilmiş.Saat 12 gibi turist ofisinin önünde internetinden yararlanıyorum vakit geçiriyorum Ece’lerden mail geldi.1 saat beni köy merkezinde bekleyeceklerine dair.Ofiste köy merkezinde olduğu için onları orda bekliyorum.Sabah ilk onları almış 4:45 gibi beni almaya gelmişler ama olayı bir türlü çözüme kavuşturamadık.Haritadan bakıyoruz doğru yer bende bekledim.Eğer bende Bolivya’ya gideceksem ertesi sabah a gitmeyi düşünüyorduk.Bu durumda arada kalıyorum bi gün daha kalıp gayzerleri görüp bir sonraki gün mü tura katılsam vs derken Ece’ler bu gayzerlerden Türkiyede’de varmış diyince tamam ozaman diyip vazgeçiyorum J 35 dolarım da yanıma kalıyor.Bu arada Salar de Uyuni’ye olan turdada gayzer var ama geç saatte gideceğimiz için çok aktif olmayabilir diyorlar.Gayzerlere girişte 10 dolarmış.Şili de nefes almak bile para.Ben Şili’yi Türkiye’ye çok benzettim.Normalde böyle bir çabaya girmem ama Santiago yu İstanbul’a insanlarını bize ne bileyim bir çok alanda aynı biz gibi dedirtti bana Şili.Neyse acentaya gidip paramı geri alıp ertesi gün için tur satın alıyoruz.Ece saolsun sıkı bir pazarlıkla kişi başı 65 bine indirtiyor fiyatı.Üst üste bir çok işarete rağmen turu ucuz yerden satın alıp hayırlısı diyoruz J

Saat 15 gibi bisikletlerimizi alıp ay vadisine doğru yola koyuluyoruz.Ben çok aktif kullanmadığım için zorlanıyorum giderken.6 km ana yolda gittikten sonra ay vadisi parkı??na ulaşıyorsunuz.Giriş 2 bin peso.Parkın içinde kumluk yoldan da bir 5 km daha gittikten sonra bisikletleri bırakıyoruz.Bu arada buraya turlar da 6 bin peso.Park içinde 4 yer var gezilecek ilk başta mağara az ilerisinde kanyon.Daha sonra yüksekte bir yer ve en sonunda da gün batımını izlemek için güzel bir yer.Tabi zamanımız olmadığı için biz sadece mağara ve kanyonu görebiliyoruz.Mağarayı ışıksız almıyorlar.Başta gereksiz gelsede öyle yerleri var ki ışığınız olmadan geçmeniz imkansız.Mağara insanı gerçekten kendine hayran bırakıyor.Nasıl bir doğa oluşumu..Pek fotoğrafı yok karanlıkta makine netlemiyor.1.5 saat kadar burada müthiş vakit geçirdikten sonra tekrar yola koyuluyoruz.Ben acaba otostop mu çeksem diye düşünmüyor değilim.Ece de Batur da aktif kullanıcıJDönüş yolu genelde iniş 2 tepeyi hızla indikten sonra 3.de hızımı ve dengemi koruyamayıp takla atıyorum JArkamdan da bir jeep.Durup yardım ediyorlar.Onların arabasına atlayıp yoldada Ece ile konuşup ertesi sabah turda görüşürüz diyip ayrılıyoruz.Saolsunlar arabayla köy merkezine kadar bırakıyorlar.Bisikletin önüde yamulmuş adam para istemese bari diyip hızlıca bisikleti bırakıp çıkıyorum ama anlaşılmıycak gibi değil ki hertarafım kanıyorJDoğruca eve gidip duşumu alıp pansuman yapıyorum ama çektiğim acıyı anlatamam.Ayağıma zaten zor basıyorum.Tam evde kimse yok yatıp dinleneyim diyorum 2 kız daha geliyor.Olduk 5 kız diğerlerinin çantası da evdeJ Martin’i arıyorlar geç geleceğim ama gelince çözeceğim merak etmeyin diyince kızlar kalıyor.Martin gelince her yerden bir şişme yatak çıkartıp bize sunuyor.Bir CS fedakarı J kendisi de salonda minderleri birleştirip yatmış. 

Santiago-Valparaiso

11 kasım

İki günlük otobüs yolculuğundan sonra sabah 10 gibi adresteki evi buluyorum ve 2 saat kadar uyuyup şehri turlamak üzere çıkıyorum.
Santiago 5 milyon nufüslu, And dağlarının eteklerinde kurulu Şili’nin en önemli şehri.Oldukça eski bir şehir olmasına rağmen şehirde çok fazla deprem olduğu için eski binalar neredeyse kalmamış.
Turist ofisinden haritamı alıp birazda merkezde dolandıktan sonra tekrar eve dönüyorum.Hem yorgun hem hastayım.Akşamında da Eganya’nın ailesi ve arkadaşlarıyla geçiyor zaman.


12 Kasım

Bugun ilk olarak Santa Lucia Tepesi’ne çıkıyorum.Santa Lucia Tepe’si şehrin  merkezinde, 1541 yılında da Pedro de Valdivia tarafınan  şehrin ilk kurulduğu yermiş.Pedro’nun şehri buraya kurmasının sebebi Rio Mapocho nehrinin burada büyük bir ada oluşturmuş olması ve şehri bu şekilde  saldırılardan koruyabileceğini düşünmesiymiş.Tabi düşündüğü gibi olmamış.
Santa Lucia Tepesi’nden şehrin merkezinde ki birçok yeri görebilirsiniz ve tepeye çıkan birkaç yol var.Tepenin bir tarafından çıkıp öbür tarafından inip San Cristobal Tepesine doğru yürüyorum.Hedefim San Cristobal olsada San Cristobalin eteklerindeki Bellavista okadar çok hoşuma gidiyor ki bütün günü Bellavista sokaklarını birer birer gezerek geçiriyorum.
Bellavista, duvarları grafitlerle, birçok kafe bar ve restorantlarla dolu San Cristobal tepesinin eteklerinde ki bölge.Restaurantların içine girmesemde dışarıdan bile çok güzel görünüyorlar.Tam merkezinde bir yerde de küçücük bir park ve halka açık bir piyano var.Piyano ağaca bağlanmış,geçenler ya resim çektiriyor yada oturup bir iki parça bir şeyler çalıyor.Bellavista sokaklarında zaman geçirmek gerçekten çok hoş.
Akşam yine sohbet muhabbet derken zaman geçiyor.Bu arada Eganya bana Valparaiso şehrini öneriyor.Burası aklımda yoktu ama 1 saat diyince oraya da gitmeye karar veriyorum.

13 Kasım

Sabah erkenden kalkıp Valparaiso’ya giden gara gidiyorum.Sürekli otobüs var ve 1 saat değil 1saat 40 dk yol,santiagoya 120 km uzaklıkta.Otogardaki ofisten haritamı aldıktan sonra şehrin sokaklarına atıyorum kendimi.Şili’de Pazar günü başbakan seçimi olacağı için her yer hareketli.
Valparaiso Pasifik okyanusu kıyısında bulunan yaklaşık 280 bin nufusu olan Şili’nin en büyük ikinci şehri.Eski güzel mimarisinen dolayı 2003 yılında UNESCO burayı dünya kültür mirası ilan etmiş ve Şili’nin de kültür başkenti sayılırmış.
Merkezde uzunca yürüdükten sonra yönümü Pablo Neruda'nın evine doğru çeviriyorum.Kime sorsam taksiyle yada otobüsle gitmemi uzak ve yokuş olduğunu söylüyor.Tamam diyip yürümeye devam ediyorum.Gerçekten dik yokuşlardan yürümek sıcakla birlikte biraz zor olsada Valparaisonun ara sokaklarını görmek şehri her adımda biraz daha yukardan izlemek rengarenk evlerin sokakların arasında kaybolmak müthiş.
Pablo Neruda daha 13 yaşında bir gazetede makale yazımında yardımcı olan , ünlü şair ve yazar. 3 evinden biri de buradaymış.
Valparaiso şehri merdivenleri ve renkli evleriyle farklı bir dünyada hissettiriyor insanı.Haritada gördüğünüz sokaklar merdivenlerden ibaret şehrin yükseklerinde.
Pablo’nun evine gelip giriş ücretinin 4bin peso olduğunu öğrenince çokta merak etmemiş olacağım ki evin bahçesinden birkaç resim çekip yine farklı yollardan-merdivenlerden şehre iniyorum.
Bu kez limana doğru yöneliyorum aynı zamanda limanın hemen yanında Concepcion Tepesi var buraya çıkıp şehri yukardan görebilirsiniz ama az önce onu yapmıştım zaten.Bu arada şehirde 15 tane tepe ve bu tepelere çıkan füniküler varmış.Limanda yarım saatlik tekne turları var 3bin peso ya.Bu şehri birde karşıdan görmek istediğim için bir tekne turu satın alıyorum.Ve gerçekten müthişti.
Tekne turundan sonra dolmuşa atlayıp Vina del Mar’a  gidiyorum.Ben burayı Valparaiso'nun bir semti sanmıştım ama ayrı bir şehir olarak geçiyormuş.İlginç geldi bana aralarında hiç mesafe yok.Vina Sel Mar yüksek binaların,görkemli otellerin ve büyük casinoların olduğu bir tatil yeri.Burdada biraz turladıktan sonra, buradaki gardan 19:30 otobüsüne yetişip Santiago'ya geri dönüyorum.
Bu arada gidiş dönüş otobüs bileti 5 bin peso.

14 Kasım

Bugun hedef yine San Cristobal Tepesi.Ama malesef seçimden dolayı grevdeymiş onun için girişi kapalıydı.Bende şehirde dolanıyorum yine.Akşamında da Eganya ile Bresil sokaklarında yürüyüş yapıyoruz,eskiden çok daha canlı ve müzik doluymuş buralar ama başbakan birçok şeye kısıtlama getirmiş.Bu arada Santiago’da da çok fazla park var ama özel bi özellikleri olmadığı için gitmedim.Bu arada ayağımda aniden bir şey oldu sağ bileğimin altına basmakta zorlanıyorum umarım sadece bu geceliktir.Sonrasında arkadaşlarıyla vs gün bitiyor.

15 Kasım

Sabah Eganya’nın bugun izinli olan arkadaşı ile yine San Cristobale gidiyoruz:)
San Cristobal tepesi bütün şehri tamamıyla görebileceğiniz en tepesinde Meryem Ana’nın heylekinin bulunduğu bir tepe.Buraya teleferik ile finüküler ile yada yürüyerek çıkabilirsiniz.Parkın içinde birde hayvanat bahçesi varmış.Yürümek için de iki yol var.Birinden çıkıp birinden iniyoruz.Buda 6 saatimizi falan alıyor.Ayağım da git gide kötüleşiyor ve şişti.Burda Şili'nin meşhur içeceği ‘mate con huesillo’ içiyoruz.İçinde mısır ve şeftali var bi çeşit şeftali kompostası gibi tadı.fiyatı da 700 peso.
Akşam Bellavista’ya gidiyoruz tekrar.Burası bir kere de olsa akşam mutlaka gidilmeli bence.Pazartesi Salı dışında hergün bu şekilde canlı ve eğlenceli oluyormuş.Bellavista'ya giderken yol boyunca parklarda kaldırımlarda sokak sanatçıları,arkadaş grubuyla müzik yapıp çalıp oynayanlar(müzikler Latin olunca daha bi güzel oluyor).Bellavistanın hemen girişince Brezilyalı bir grup çılgınlar gibi davul çalıyor JVe sokaklar eğlence dolu.


16 Kasım

25bin pesoya aldığım otobüs biletimle, sabah 09 da San Pedro de Atacama’ya 24 saatlik yolculuğum başlıyor. Yol boyunca %70ini pasifik kıyısından gidiyoruz ve müthiş manzaralar yine yola eşlik ediyor.Bazen karanlıkta hiçbirşey görünmesede okyanusun dalgalarını görmek bile başkaydı.