10 Ocak 2014 Cuma

Salar de Uyuni

19 Kasım

Sabah kalkınca (hoş acılardan çokta iyi uyuduğumu söyleyemem) kendimi çiçek gibi hissediyorum.Her yerim mor kırmızı pembe ve tonlarıJ Bu kez dolmuş ilk beni alıyor 08:05 de kapıdaydı JSonrasında Ece’leri de alıp kahvaltı yapabileceğimiz bir yere bırakıyor.Yarım saat sonra tekrar dolmuşlara binip ilk önce Şili’den çıkışlarımızı yaptırıp Bolivya’ya doğru yola koyuluyoruz.Bu arada bu turları araştırdım çok fark varsa Bolivya’ya gidip ordan satın alacaktım ama nerdeyse hiç fiyat farkı yok. Bolivya sınırına girip girişlerimizi yaptırdıktan sonra ayrı jeeplere bineceğimizi ama her yere birlikte gideceğimizi  söylediler ve ben diğer araca geçtim.Grubumuzda 2 alman,2 fransız 1 de italyan var.Alman ve fransız 15 günlüğüne gelmişler italyanda 3 senedir Orta Amerika’dan aşağı doğru iniyormuş.1 saat kadar yol aldıktan sonra 15.000 park bileti satın alıp yola devam ettik.

Muhteşem manzaralar.Şöförümüz birçok güzel yerde durup ordaki gölün ve dağın özelliğini anlatıyor.Göllerin herbirirnin farklı özellikleri var.3 göl ve birkaç dağın eteklerinde durduktan sonra gayzerlere geliyoruz.Gayzeri burada gördüm JDaha sonra termal bir göle gidiyoruz.İsteyenler bu sıcacık suya girdi.Üzerinden zaman geçtiği için her birinin adını hatırlayamıyorum  maalesef.Bu arada genelde 4500-5000 metre civarında olduğumuz için sürekli baş ağrısı mide bulantısı vs oluyor grupta bende sadece halsizlik vardı.Zaten şöförümüzün sürekli istermisiniz diye verdiği koka yaprakları çok işe yarıyor,hoş ben tadını beğenmedimJ.Güzel manzaralarda duraklayarak yola devam ediyoruz. Öğleden sonra 2 gibi o gün konaklayacağımız yere geldik,bütün grup aynı odada konaklayacakmışız.Eşyalarımızı odaya bırakıp dinlenirken yemeklerimiz hazırlandı ve  yemeğimizi yedikten sonra  Colarada gölüne doğru yola çıktık.Burası gerçekten muhteşemdi,suyun faklı renklerde olması içinde yüzlerce flamengonun yaşaması kıyısında lamalar.Bu günün son durağı burasıydı.Burda sonunda Ece’lerle karşılaştıkJ
Sonrasında tekrar konaklayacağımız yere gidiyoruz akşam yemek sohbet vs zaman geçiyor.Ama başım feci ağrıdı bu yükseklikten gece.


20 Kasım

Turumuzun ikinci günü yine muhteşem doğa harikaları ve yanardağlar ile geçti.Öğlen yine güzel bir göl kenarında yemeğimizi yiyip yola devam ettik.Bu arada dünde bugunde yemekler harikaydı.Akşam konaklamak üzere tuzdan otelimize geldik.Yataklar masalar duvarlar tuzdan çok hoştu J Gerçi biz heryerini tuz bekliyorduk ama yazın kötü oluyor tuz dedilerJ Akşam yemeğinde flamingo yiyeceğimiz söylendi heyecanla bekliyoruz, herkesten bir espiriJ Sonunda yemeğimiz geldi ve tavuk olduğunu anladık ama yinede içimizde bir acaba :D Bu arada Ece’ler ile yine sadece akşam karşılaştıkiJyani gerçekten birlikte seyahat ediyor olsaydık resmen kandırılmıştık bize hep birlikte olacak araçlarınız vs denmişti ilk günün sabahında.Ama okadar güzel manzaralar varki son iki günüm gerçekten mükemmel geçti.



21 Kasım

Bugün turumuzun 3.günü.Sabah 04:30 da kalkıp  5 de yola çıkıyoruz.Güneşin doğuşunu Salar de Uyuni’de izlemek için.
Salar de Uyuni 10.582 km2 lik alanıyla dünyanın en büyük tuz gölü.Yüksekliğiyse 3.653 JGölün tuz kapasitesi yaklaşık 10 milyar tonmuş ve bunun yaklaşık 25 tonu her yıl çıkartılıp kullanılıyormuş.Burada tuzun yanı sıra  sodyum,potasyum,megnezyum ve en önemliside lityumda çok fazla bulunuyormuş.Buradaki lityum dünya rezervlerinin yarısını oluşturuyormuş.
Tuz gölü yağmur zamanında dünyanın en büyük aynası olarak kabul ediliyormuş.Ve muhteşem resimler ortaya çıkıyormuş.Yani en iyi ziyaret zamanı mart nisan mayıs ayları.Haziran aralık arası kura oluyormuş ki ben en kurak zamanında gittim ama rotama bu şekilde denk geldi maalesef.
Kurak hali bu kadar mükemmel ise yağmur zamanında düşünemiyorum.Bu manzara karşısında gerçekten söyleyecek bir şey bulamıyorum.Mükemmel ! Ama maalesef güneş doğduktan sonra varıyoruz Uyuniye.
 İlk olarak bir yerde durup sabahın serinliğinde, tuz gölünün güzelliğini izleyip içimizi ısıttıktan sonra yola devam ediyoruz. Gıcır gıcır ses çıkartan tuzun üstünde yürümekte değişik J
Bu kez durağımız tuz gölünün ortasında  dev kaktüslerle dolu bir ada.İsmi  İncahuasi olan bu ada inca evi anlamına geliyormuş.Kaktüslerin boyu 12 metre civarındaymış.Adayı gezip tekrar tuz gölüne indiğimizde saat 08 e anca gelmişti.Ve kahvaltılarımız hazır bizi bekliyordu.Kahvaltımızı yaptıktan sonra İtalyan arkadaşımız gitarıyla ve şarkılarıyla bizi şenlendirdikten sonra tekrar yola koyuluyoruz.Herşey mükemmel ! Uçsuz bucaksız tuzun üstüne yol aldıktan sonra güzel bir yerde durup doyasıya fotoğraf çekildikten sonra bu kez tuz gölünde tuz müzesine gidiyoruz.
Müzenin hemen yanında bayraklar asılı ne olduğunu şöföre sorduğumda gelen turistlerin isimlerini yazıp bayraklarını astığını söylüyor.Hemen bayrağımı çıkartıyorum maalesef kendisi biraz küçük, böyle bir yer olduğunu bilsem daha büyü boy alırdım L Neyse bayrağı boyumun yettiği en yüksek yere astıktan sonra orda bulunan 3 jipten alkış alıyorum aman nasıl mutluyum J
Tuz gölününde sonuna geliyoruz,yakın bir köyde öğlen yemeklerimizi de yedikten sonra Uyuni’ye doğru yol alıyoruz.Uyuni’de tren mezarlığına gidiyoruz.Burası eskiden tuz gölünden çıkarılan tuzları taşıyan,artık hurdaya dönüşmüş yaşları 100 civarı olan trenlerin bulunduğu yer.
Ve turumuz 16 gibi sona eriyor.Genelde 3 jip  birlikte gezdik benim dışımda herkes bu akşam La Paz’a gidiyor.Ben bir gün kalıp giderim demiştim ama tren mezarlığınıda gördükten sonra bu şehirde pekte bir şey kalmıyor.
Son 3 günümün her anı mükemmel geçti.Hem grubum çok eğlenceliydi hem şöförümüz çok iyi hemde manzaralar mükemmel.Kesinlikle Güney Amerika’da yapılması gereken bir rota bence tamamı sadece tuz gölü değil J
1 alman 1 brezilyalı  akşam 20 ye La Paz biletlerimizi alıyoruz 80 bolivyana. Aslında alman ve brezilyalı pahalı otobüste gideceklerdi ama ben ucuz isteyince onlarda benimle aynı otobüsü aldı.Otobüs saatine kadar şehirde dolandık.Bolivya’yı şimdiden çok sevdim.Gerçekten Latin Amerika da olduğumu hissettim burada.Yerel kıyafetler,farklı yüzler,bambaşka bir kültür.Resim çekilmekten hoşlanmıyorlar, hatta nefret ediyorlar.Paşa arkadaşımın dediğine göre resim çekildiklerinde ruhlarının da fotoğraf ile birlikte gittiğine inanıyorlarmış ve bunun için hoşlanmıyorlarmış.
Otobüse biner binmez yolculuğun çok eğlenceli geçeceğini anlamıştım :D Arabayı çalıştırır çalıştırmaz tüm ışıkları kapattılar ve yol öyleki yani bu zıplamayı nasıl tarif edebilirim bilmiyorum J Ve yol boyu çok nadir ışık gördük oda yol yapan iş makinalarının ışıkları.Ona inat yıldızlar otobüsün camından müthiş görünüyor.Ve bir süre sonra ay.Tabi zıplamaktan izleyebildiğimiz zamanlar J Güle eğlene sabahı ediyoruz.Bu arada yine Ece’lerden bahsedeyim aynı otobüste gidiyoruz onlarla ama sabah ayrı hostellere gidiyoruz J

Bu arada 1 dolar = 6.8 bolivyan

1 yorum: